Arama Sonuçları
"101 Bilgelik Öyküsü" için arama sonuçları
"101 Bilgelik Öyküsü" için bulunan 62 sonuç
- Tahtacı Deresi Öyküleri
Ben yedi yaşına gelince babam bizi alıp bilmediğimiz uzak bir köye bıraktı. Tahtacı Deresi'nde güzel öykülerinizin dışındaki gerçek hayattaki Tahtacılar ve bir Tahtacı Türkmen olarak Bilmedikleri toplulukları acımasızca aşağılıyorlar.
- İSTANBUL OTELİ'nden Bir Öykü: "Annemin Yazı"
Bir de yine filmin en sonunda o bilmediğim yazı çıkacaktı büyük harflerle: THE END. Ben yine eski yerimi aldım ve bir daha hiç çıkmadım oradan. 1992 Halil Gökhan Öykü Kitapları
- CUMBA KAMP ÖYKÜLERİ 1 ikinci baskısını yaptı
ve kurucularından Deniz Ayfer Tüzün ile yayınemizde yayımlanan ilk Cumba kolektif kitabı CUMBA KAMP ÖYKÜLERİ Şiirle başlayan yazma yolculuğum üç şiir kitabından sonra tiyatro oyunlarına ve öyküye de dokundu. Örneğin şiirlerimin neredeyse tamamı, öyküseldir. Mutlaka bir şey anlatırım şiirlerimde. Öykülerimde de genelde tamamen hayal gücü var diyemem. Yaşadığım ya da yaşanıldığına tanık olduğum herhangi bir olay, durum veya kişi, benim için öykü konusu
- Yeni yılı EMİNE EBRU'nun YENİ YIL ŞARKISI öyküsüyle karşılıyoruz.
EMİNE EBRU'yu 12, GELSİN GECE ÇALSIN KAPI ve HAYAL KIRIKLIĞI öykü kitaplarından tanıyoruz. “Yeni Yıl Şarkısı”, bir masal sesiyle açılan, umut ve cesaret duygusuyla ilerleyen bir eşik öyküsü. Mutlu olacağız ve hep güzel rüyalar göreceğiz. kafekultur.com/ee YENİ YIL ŞARKISI adlı öykü yazarın HAYAL Yazarın diğer öykü kitapları
- Kaybolanlara Açık BAKKAL
Candan Selman, 5. öykü kitabı Bakkal ’da bu dükkânın kapısından giren ve birbirine usulca değip geçen Her öykü, sıradan bir nesnenin etrafında açılırken, aslında insanın kendi içine doğru yaptığı o sessiz Bu tembihleri yazarken önce öyküler mi geldi, yoksa tembihler mi? Bakkal Efendi biraz mahallelerin eskiden sahip olduğu bir bilgelik gibi. Öyküler tek tek okunduğunda bağımsız ama birlikte okunduğunda bir mahalle hissi oluşuyor.
- Kazdağları’ndan Yükselen BİLGECE Düşünce
SATIN AL #bilgelik #felsefe #düşünce #kitap #edebiyat #yaşam #hayat #anlam #bilgi #kültür #sanat #insan
- Gardenia Çiçeği: İdris Kenç’ten Bir Ömür Hatırı Kalan Öyküler…
On bir öyküden oluşan kitabınızda kimi zaman hüzünlendim, kimi zaman gülümsedim. Çocukluk aşkı öyküsündeki Kerem Şehrazat'a kavuşmuyor. Günün birinde onunla yüzleşiyor sadece. Yunan Adası öyküsünde Arya pişman oluyor ve yaptıklarıyla yüzleşerek yol alıyor. Bir öykünün kaç yıl hatırı vardır? İdris Kenç, öykülerini de kahveleri gibi gönlünde demleyip, okuyucusuna sunuyor.
- ÖZGE CAN'ın Yeni Öykü Kitabı KUKLA Çıktı. Yazarımızın hem yeni yaşını hem de yeni kitabını kutluyoruz.
Bu söyleşide, yazarın ilham kaynaklarından öykülerindeki toplumsal ve bireysel bağların temellerine dek Öykülerinizde kadın yaşamının toplumsal normlar altında hırpalanmasını ele alıyorsunuz. Yaşamın dengede devam etmesi gibi öykü karakterlerimde bu dengeyi başkaldırıyla kuruyor. Okurun öykülerinizden almasını istediğiniz ana duygusal ya da düşünsel çıkarım nedir? Öykülerinizde yarattığınız bu atmosferi nasıl tarif edersiniz?
- Edebiyatın Gerçek Fenomeni: HALİL CİBRAN
Onun öyküsü, hem kişisel hem de toplumsal düzeydeki büyük bir evrim, bir arayış ve son olarak, bir keşifti Yazarlık #EfsaneKitap #ErmişKitabı #FelsefiDüşünceler #KlasikEdebiyat #YeniÇağ #DoğuBatı #OkumaSevgisi #Bilgelik
- H. Zekâi Yiğitler 85 Yaşında
Nasreddin Hoca kitapları, Türk Halk Masalları Serisi ve “101” başlıklı derlemeleri, folklorun yalnızca Zekâi Yiğitler’in mirasını yeniden hatırlıyoruz: çocukların gözlerinde bir umut, halk masallarında bir bilgelik
- Sinan Kahyaoğlu’nun Yeni Yolu
Kaz Dağı Bilgesi Dijitalde: Sinan Kahyaoğlu’nun Yeni Yolu Kazdağları’nın eteklerinden yükselen bilgelik Bilgeliğin Dijital Yansıması Kahyaoğlu’nun yeni Instagram profili, bu eleştirel ve bilinçli yaklaşımı Sonuç Sinan Kahyaoğlu’nun eserleri ve yeni dijital profili birleştiğinde ortaya çıkan şey şudur: bilgelikle
- İlk Şairim Babamdı
Şirin Parkan iyi bir şair. Aramıza olmuş bitmiş olarak gelenlerden hani... Onu bir gün okursanız şunu dersiniz: "Neden daha önce tanımadım bu şairin şiirini?" Ya da "ya kendisinin farkında değildi ya da başkaları farkında değildi..." Ben Şirin'in şiirlerini ilk okuduğumda aslında çok da sevdiğim fragmanlı uzun bir şiirle karşılaştım. Böyle şiirlerde kontrol daha çok Zaman'da olur. Onu ne kadar zamanda yazdığınız değil onu yazmak için ne kadar zaman boyunca içinizin dolduğudur. Belki ilham böyle de açıklanabilir; uzun dolumlar... Gümüş Güneşin Sarhoş Kızı adını verdiği bu uzun şiirin numaralandırılmış fragmanlarını birbiri ardına okurken ne zamandır terk edilmiş olan şiir okuyuculuğumu yeniden kazanmış olduğumu hissettim. Şiirsel kanallarım yeniden açıldı, günışığı dahil birçok türde ışık yeniden doldu. Bu açıdan uzun zaman sonra ilk kez bir şairi merak ve takip etmeye başladım, ki zamanında böyle bir şair olmaya değer bir hayatın peşindeydi bu satırların yazarı da... Uzun sözün kısası bütün yıldızları tanıyamayız göremeyiz. Tek gördüğümüz bütün yıldızların gökyüzünde yarattığı ışıltı kümesinin bizde yarattığı hoşluk melodisi ve mutluluk ritmidir. Ve şair bir yıldızsa şiirleri tek maddesi onun ışığı ve sıcaklığı olan yansımalardır. O yıldızı yüzümüzde hissettiğimizde ona sorarız... Şirin, bu hissin gölgeleri altında ikinci şiir kitabı Üzerime Gölgen Düşmüştü, Sen Güneştin ona bazı sorular sormamıza yol açan ışığın şiirlerini yazdı. * Gülmek ağlamak unutmak sevmek gitmek ölmek varken neden şiir yazıyoruz? Seçtiğin kelimeler, tesadüf mu bilmiyorum, benim cevabıma ne kadar da denk düşüyor. Evet, aynı gülmek, ağlamak, ölmek , sevmek, unutmak ve gitmek gibi şiir de bir mecburiyet. Sözün bittiği, kelimelerin kifayetsiz kaldığı yerdeki çaba, yine de söylemek, nasıl söyleyeceğini bulmaya çalışmak, deneysel bir süreç benim için. Bir tür doğum, hem doğurduğun hem yeniden doğduğun. Yeniden ölmek için. Yeniden sevmek, unutmak ve gidebilmek için. Bir tür güç toplayış, uyuyup uyanma, ölüp dirilme. Kutsal kitaplara kadar şairleri bilmiyorduk genellikle. Neden bu tanrıları tanrılığı kıskanmak? Şair, şiirinin neresinde neyi ve kimi sence? Sanatçı yaratıcı olan kişidir. Sadece bu sıfat bile tanrı ile uğraşmak için bir neden. Sonra isyankardır, olduğu, öğretildiği gibi kabul etmeyen, hep sorgulayandır. Ölümsüzlüğü arayandır. Ölümlülüğü kabul edemeyendir. Şair bence eyer vurulamayan at, tasma takılamayan kedidir. Sadakatsiz sevgili, sağı solu belli olmayan aşıktır. Yeri geldiğinde ahlaksız yeri geldiğinde nefret doludur. Bütün uç duyguları içinde barındırandır şair. Ya da benim şairim. Tıp tiyatro edebiyat şiir... Sen nerdesin? İlk hangisi geliyor? İlk şiir geliyor. Önce şiir vardı zaten. Tiyatro ve tıp da çok şiirsel eylemler olarak hep hayatımda var oldular. Tıbbi ben bir bilim dalından çok hep bir sanat olarak gördüm. O yanını sevdim. İnsani tanımayı, gerçek anlamda dinlemeyi, ona dokunabilmeyi, yardım edebilmeyi, oradaki o kutsal mahremi, yakınlığı, sırdaşlığı, tıbbın doğasında olan olması gereken karşılıklı saygıyı sevdim. Tıp benden çok şey aldı, zaman, bir ömür boyu aidiyet zorunluluğu hissetmek gibi, ama kabul ediyorum ki bana çok şey de verdi. Tıpla hep bir aşk nefret ilişkim oldu. Hem hep ondan kurtulmak istedim hem onsuz yapamadım. Tiyatro ile daha stabil bir ilişkimiz var. O benim hasret kaldığım, zaman zaman temas edebildiğim uzaktaki sevgilim. Tiyatroyla ilişkim aslında yıllar içerisinde biraz değişti. Üniversitedeyken birkaç kafası fazla çalışan, enerjisi bol gelen ve birlikte çok eğlendiğim arkadaşımla yaptığım çok keyifli bir "şiirsel maceraydı " benim için. Fakat yıllar, yaşam koşulları bazı şeyleri güçleştirdikçe biraz daha bireysel bir çalışmaya dönüştü. Bu arada oyunculuğun, tiyatrodan bağımsız, sadece oyunculuk olarak, insanı çok geliştiren ve olağanüstü keyifli bir deneyim olduğunu keşfettim. Artık daha bağımsız fırsatlar da kolluyorum oyuncu olarak. Ama şiir hepsinin içinde olduğu evren benim için. Hep vardı ve hep olacak. İlk şiirini hatırlıyor musun ve ilk şairini? İlk şiirimi çok iyi hatırlıyorum. İçinde bol bol "sus sus sus" geçen bir şiirdi. Sekiz yaşındaydım yazdığımda. Demek ki okuma yazmayı öğrenir öğrenmez başlamışım bu işe. Nasıl birilerine gösterdim hatırlamıyorum, çünkü aşırı çekingen, ürkek bir çocuktum. Ama babam çok beğenmişti -ki kendisi kolay kolay bir şeyi beğenmezdi- ve onun yine düşüncelerine çok değer verdiğim çok yakın bir arkadaşı bizdeydi. İkisinin çok heyecanlandıklarını, mutlu olduklarını hatırlıyorum. İlk şairim babamdı. Babam kendisi de yazan, edebiyatla çok ilgilenen ve hatta hayatını yazarak kazanan bir insandı. Çok sade ama şiirsel bir dili, derin bir anlatımı vardı. Onun sözel ifadeleri beni etkilerdi. Şiirin sonu olacak mı olacaksa nereden olacak yerden mi gökten mi? Eğer şiirin sonu gelirse bir gün, dünya çok kötü bir durumda demektir diye düşünüyorum. Şiirden uzaklaştığımız günler yaşıyoruz bugünlerde ve bu aslında bazı olumsuz değişikliklerin sonucu. Umarım yaşamlarımızın özünü, yani şiirini yeniden keşfederiz. Bize en sevdiğin şiirlerden birini okur musun? Şimdi okuyamam belki ama "yazabilirim":) Gümüş Güneşin Sarhoş Kızı, 36. Şiir Sayfa 42.












