Sevgili Vatanım
- Kafekültür Yayıncılık
- 15 saat önce
- 2 dakikada okunur

Temmuz Konuşmaları #6
Sevgili Vatanım,
İşte tekrar temmuz geldi. Senin toprağında doğduğum bu ayda, gözlerim ilk seni gördü ve kalbim ilk seni sevdi. Peki, her an ne kadar seni özlediğimi biliyor musun? Eminim, tıpkı senden uzak diğer çocukların gibi. Bu uçsuz bucaksız dünyada sana ait olmak ne büyük bir gurur! Birlikte geçirdiğimiz temmuz aylarını hatırlıyor musun? Kavurucu güneşi, çeşme etrafındaki oyunlarımızı, yaramazlıklarımızı, çocuk kahkahalarımızı hatırlıyor musun? Serin evlerimizde aile ve arkadaşlarla bir araya gelmemizi, mutluluklarımızı, kaygısız neşelerimizi hatırlıyor musun? Temmuz yazın başlangıcı ve sert bir kıştan sonra rahatlamak demekti; kardan, kıştan, üşümekten, hastalıktan korkmamak demekti; kaygısız bir özgürlük anı, tatil demekti. Tıpkı iştahla ziyafet çeken birçok kuş gibi ben de dutları yemeye bayılırdım. Sıcağın zorla kurduğu bu sessizlikte kuşlar dut ağacının üstünde neşeyle öterlerdi. Dağları, tepeleri seyretmeye, gülleri koklamaya, kelebekleri, yusufçukları izlemeye doyamazdım...
Ama bir gün, her şey bitti işte. İstemeden senden ayrılmak zorunda kaldım. En hüzünlü temmuzlardan biriydi o 14 Temmuz. Benden artık çok uzaklardaydın ama kalbimde çok derinlere kök salmıştın. Bana artık geleceğe bakmamı, senden uzak yaşayacağımı söylediler. Artık seni sadece yazın, bak işte, yine temmuz aylarında görmeye geldim çoğu zaman. Beni bu ayda dünyaya misafir eden sen, o üzücü günde senden ayrılmak zorunda kalan ben; sonra sanki senden koparıldığım o 14 Temmuz'u silebilmek için sana geri dönüyordum.
Sevgili Vatanım, seni çok seviyorum. Benim gibilerden ne çok var, değil mi? Kim bilir onlar sensizliğe nasıl dayanıyorlar? Yıl boyunca çalışıyorlar ve seni görmek için ancak yaza kadar sabrediyorlar. Kısa bir süreliğine izin verilen mahkûmlar gibi sana, sevgili Vatanımıza dönüyoruz işte. Temmuz yazın başlangıcı demek, mutluluk demek, kavuşmaların sevinci demek. Evet, yaşamaya, mutluluğa, sevince acele ediyorum. Neden biliyor musun? Çünkü zamanım sınırlı, sayılı gün öyle çabuk geçiyor ki.
Üsküdar'da bir kumpir yemeye, Ege Denizi'nde yüzmeye, Antakya'daki Mozaik Müzesi'ni yine ziyaret etmeye, İskenderun'da künefenin tadını çıkarmaya, Adana'da şalgam suyu içmeye ve sevgili Kırşehir'imin huzurunu Cacabey Camii önünde seyretmeye geliyorum. Tabii ki hayal kuruyorum. Seni doya doya tadabilmek için ne temmuzlara ihtiyacım var, biliyor musun? Bu yüzden yazın bitmemesi için zamanı durdurmak istiyorum, her dakikamı sevinçle yaşıyorum. Senden bir kez daha ayrılmamayı umarak, toprağında aldığım her nefesi sevgiyle içime çekiyorum. Ve sonra, her zamanki gibi Avrupa'nın her metrekaresinde seni bekliyorum, kalbimi ısıtacak bir benzerlik bulmayı umuyorum ama boşuna, sen bir başkasın…
Gökyüzündeki yıldızlarını hayal ediyorum, beni sana kavuşturacak şarkılarda seni arıyorum. İtiraf ediyorum, bazen birkaç gözyaşı döküyorum işte. Ama bil ki son nefesimin zamanı geldiğinde artık kollarında ebediyen dinleneceğim. Ve sana söz veriyorum ki bu sefer kimse beni senden ayıramayacak, sevgili Vatanım.
AYŞEGÜL ÜNAL
kafekultur.com/elveda
#TemmuzKonuşmaları #SevgiliVatanım #AyşegülÜnal #ElvedaBabaanne #Kafekültür #Mektup #Edebiyat #TürkEdebiyatı #Yazar #Kitap #Roman #Anılar #Özlem #Vatan #Memleket #Göç #YurtHasreti #Çocukluk #Temmuz #OkumaÖnerisi #KitapÖnerisi #KitapTutkusu #EdebiyatSever #KitapAşkı #KitapKurdu #Duygusal #KültürSanat #Yayıncılık #KafekültürYayıncılık #YeniKitap




Yorumlar