14. Yılda 14 Yeni Kitap - II
- Kafekültür Yayıncılık
- 2 gün önce
- 4 dakikada okunur

Mart 2026, Kafekültür Yayıncılık için yalnızca yeni kitapların raflara çıkışı anlamına gelmiyor. Bu ayın seçkisi, edebiyatın farklı damarlarını bir araya getiren bilinçli bir yayın programını yansıtıyor. Denemeden romana, tiyatrodan yazarlık kuramına uzanan altı kitap; hem klasik metinleri yeniden dolaşıma sokuyor hem de çağdaş düşünceyi tartışmaya açıyor.
Bu seçkiyi bir arada düşündüğümüzde ortak bir eksen beliriyor: Hakikatle kurduğumuz ilişki. Kimi metin bu ilişkiyi sorguluyor, kimi savunuyor, kimi dağıtıyor, kimi yeniden inşa ediyor. 14. Yılımızda 14 Yeni Kitap dosyamızın İKİNCİ bölümünü sunuyoruz.
Felsefenin Akıl Haritası: Tutulma
Tutulma, Sefer Örçen
“Tutulma”, Sefer Örçen’in daha önceki şiirlerinden damıtarak hazırladığı, hem kişisel hem de toplumsal bir bellek çalışması niteliği taşıyor. Yazarın dizeleri, gökcisimlerinin birbirini örtmesi kadar doğal ama bir o kadar da sarsıcı geçişlerle ilerliyor; okuru gündelik duygulardan felsefi kavrayışlara, bireysel deneyimlerden toplumsal hafızaya taşıyor. Kitap, adını verdiği “tutulma” kavramının yalnızca astronomik değil, duygusal, kültürel ve entelektüel çağrışımlarını da tartışmaya açıyor. Şiirlerin satır aralarında hem Horkheimer’in “Akıl Tutulması”na göndermeler hem de aydınlanmanın kendi gölgesine düşmesi gibi düşünsel izlekler, yeni bir okuma deneyimi yaratıyor. Bu yönüyle eser, bir şiir kitabı olmanın ötesinde, akıl ve zaman kavramlarının toplumsal serüvenini içten bir dille ele alan bir felsefi yolculuk gibi okunuyor.
Şiirin Renk Paleti: Birçok Pembe
Birçok Pembe, Ufuk Acuner
Şiir bazen bir renkle başlar. Bu kitapta o renk pembe: kırılgan, içe dönük, hafif ama derin. Ufuk Acuner’in şiirleri, aşkın, yasın, zamanın ve hatıranın iç içe geçtiği bir iç evrende dolaşır. Sözcükler çoğu zaman bir düşüncenin değil, bir duyumun izini sürer; renkler, sesler ve anılar birbirine karışarak şiirin dokusunu kurar.
“Birçok Pembe”, bir duygu rengi olmasıı yanı sıra kaybolan bir sevgilinin izi, bir kentin akşam ışığı, bir iç dünyanın kırılgan haritasıdır. Şair, kimi zaman bir suyun konuşmasına kulak verir, kimi zaman rüzgârın içinden geçen bir benliği arar. Böylece şiir, görünür olanla gizli kalan arasında bir geçit hâline gelir
“Birçok Pembe”, modern duyarlığın kırılgan yüzünü gösteren bir şiir kitabı. İç dünyayı renklere, anılara ve imgelerin titreşimine bırakan bir şiir yolculuğu. Bu yolculukta her okur kendi rengini bulabilir.
Mümkün mü: Kafka'yı Yakmak
Kafka'yı Yakmak, Özlem Güzelharcan
Kafka’yı Yakmak, insanın kendi zihniyle, geçmişiyle ve korkularıyla kurduğu görünmez ilişkilere bakan öykülerden oluşuyor. Özlem Güzelharcan, gündelik hayatın sıradan görünen anlarını derin bir iç dünyaya açılan kapıya dönüştürüyor. Bu öykülerde hafıza, kayıp, kimlik ve yalnızlık iç içe geçerken karakterler bazen bir çocukluk hatırasının, bazen bir korkunun, bazen de tek bir kelimenin peşinden yürüyerek kendi iç kuyularına inerler.
Yazar bu öyküleri kaleme alırken aslında tek bir sorunun etrafında dolaşır: İnsan kendi zihninden gerçekten kaçabilir mi? Çocukluk anılarından panik ataklara, kaybolan komşuluklardan zihnin karanlık koridorlarına kadar uzanan bu metinlerde, sıradan görünen hayatların içindeki görünmez çatlakları anlatmaya yönelir. Çünkü bazen bir battaniye, bir radyo sesi ya da bir uçak yolculuğu insanın bütün geçmişini geri çağırabilir.
Çiçeklerin Bekleme Romanı: Nöbet Çiçeği
Nöbet Çiçeği, Candan Selman
“Her gün o vapura binsem belki ben de görmezdim
Gözümde büyüyüp küçülenleri
Şehirde kalsam bilmezdim giderken görünenleri.”
“Kıyıdan,” dedi tanımadığı bir kadın sesi. Vildan gözlerini açıp yanında duran kızıl saçlı kadına baktı. Gülümsedi. “İçimden okuyorum zannediyordum, duydunuz mu?”
“Evet,” dedi kızıl saçlı genç kadın. “Bütün şiirlerini bilirim Nüvit Alkan’ın. Adalı mısınız?”
“Yok,” dedi Vildan. “Aslına bakarsanız ilk kez geliyorum. Ve sanırım dönemiyorum.”
Lodosun sersemletip, kıyıdan kopardığı iki kadın; Derin ve Vildan. Ardında “Şiir de Beni kurtaramadı” notunu bırakarak bu dünyayı bile isteye terk eden bir şair; Nüvit Alkan.
Candan Selman ikinci romanı Nöbet Çiçeği ile fırtınadan kaçan ve kendilerine sığınanların öyküsünü dile getiriyor. Üç şişe şarap on beş kadeh ile...
Pakildas 2: Kış 2026
Pakildas Kış 2026, Yeni Sayı
“PAKİLDAS” DERGİSİ YENİ SAYISIYLA RAFLARDA
KAFEKÜLTÜR Yayıncılık’ın yeni periyodiği Pakildas; bilimsel merakla entelektüel yaratıcılığı bir araya getiren, yılda dört kez (Mart, Haziran, Eylül, Aralık) yayımlanacak hakemli bir dergi olarak okurla buluşmuştu. Derginin yeni sayısı Mart 2026 tarihli, 240 sayfa ve hem basılı hem de dijital sürümüyle erişilebilir. (kafekultur.com/pakildas)
9 Kişi 1 Gölge: Karaktersiz
Karaktersiz, Candan Selman
Hatırası ömrümüze yazılanlara…
Yarım bıraktığınız bir roman gelip kendini sizde tamamlasa, bir gece yarısı hiç tanışmadığınız dokuz kişi kapınıza dayansa, geçmemiş bir geçmiş aklınıza dolansa ne yapardınız?
Karaktersiz bir roman arkanızdan iş çevirendir. Bir gece uykunuzu bölen, her köşe başında yolunuzu kesendir.
Çünkü insanın karakteri kaderi, romanın karaktersizi ise kederidir.
Kaçınılmaz Buzul Çağı: Galaktik Miras
Galaktik Miras, İlker Selman
M.S. 2070. Dünya, kapıdaki buzul çağının pençesinde son nefesini verirken; Türk bilim insanları kurtuluşu gökyüzünde değil, tarihin sıfır noktasında arıyor: Göbeklitepe.
OBA cihazıyla M.Ö. 9000 yılına fırlatılan ekip, ilkel bir taş devri yerine Alfa Centauri’den gelen üç gelişmiş ırkın galaktik savaşıyla yüzleşir. Bir yanda evreni dize getirmek isteyen Anurya ve Zakron hanedanlıkları, diğer yanda insanlığın genetik kökenlerini korumaya çalışan barışçıl Proxima. Ve tüm bu kaosun kalbinde, zamanı ve mekânı büken gizemli enerji kaynağı: Kara Yıldız.
Jüpiter ve Güneş: Işıkta Yol Alanlar
Işıkta Yol Alanlar, İlker Selman
Jüpiter’in ateşi sönüyordu.
Evrenin kalbi yeniden doğarken, Güneş Sistemi tarihin en kanlı savaşının eşiğindeydi. Callisto İmparatorluğu'nun yıkıcı gücü, Jüpiter’in yaşam dolu uydusu Ganymede’yi küle çevirdi. İmparator Barbanas, ele geçirdiği Ganymede’den galaksiye uzanan karanlık hedefine doğru ilerledi.
Mülteciler, Mars’ın uydusu Phobos’un ıssız derinliklerinde hayatta kalmaya çalışırken, bir umut ışığı doğdu: Mars Koloni Köyleri’nin liderleri Profesör Ahmet Bey ve Mühendis Yücel Bey. Onlar, Ganymedeli profesörler Vilda ve Namyelus ile evrenin en kadim sırlarını taşıyan androidlerle birlik olup, sarsılmaz bir ittifak kuracaklardı.
#Kafekültür #Yayınevi #Edebiyat #Düşünce #Kitap #Okur #Yazar #Emek #Kültür #Yayıncılık #BağımsızYayıncılık #OkumaKültürü #DüşünceDünyası #KültürelÜretim #BirlikteÜretmek #SözüOlanKitaplar #EdebiyatHayattır #KitaplaYaşam #OkurYazarlığı #YayınEmeği #KültürAlanı #EdebiyatTopluluğu #14Yıl #Birlikteyiz #HikâyeDevamEdiyor




Yorumlar