
Michel de Montaigne
Michel de Montaigne (1533–1592), Rönesans düşüncesinin en özgün ve etkili isimlerinden biridir. Tam adı Michel Eyquem de Montaigne’dir. Fransa’nın güneybatısında, Bordeaux yakınlarındaki Montaigne Şatosu’nda soylu bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Babası Pierre Eyquem, hümanist eğitim anlayışını benimseyen, çağının ilerici figürlerinden biriydi. Montaigne’nin çocukluğu bu anlayış doğrultusunda şekillendi: Daha küçük yaşlarda Latince konuşarak yetiştirildi; evdeki hizmetkârlara bile Latince öğrenmeleri şart koşuldu. Bu sıra dışı eğitim, onun düşünce dünyasının temellerini oluşturdu.
Montaigne, Bordeaux’daki Collège de Guyenne’de klasik bir hümanist eğitim aldı. Antik Yunan ve Latin edebiyatını, felsefeyi ve tarihi derinlemesine öğrendi. Ardından hukuk eğitimi gördü ve genç yaşta Bordeaux Parlamentosu’nda yargıç olarak görev aldı. Bu dönemde Étienne de La Boétie ile kurduğu dostluk, hayatının en belirleyici entelektüel ilişkilerinden biri oldu. La Boétie’nin erken ölümü Montaigne üzerinde derin bir iz bıraktı; dostluk, kayıp ve insan kırılganlığı üzerine düşüncelerinin önemli bir kaynağı hâline geldi.
1571 yılında, henüz kırklı yaşlarının başındayken, Montaigne kamusal görevlerinden çekildi. Şatosundaki kütüphanesine kapanarak kendini okumaya, düşünmeye ve yazmaya adadı. Bu inziva, onun en önemli eseri olan Denemeler’in doğuşunu hazırladı. Montaigne bu eserde ne sistemli bir felsefe kurmayı ne de öğretici bir doktrin sunmayı amaçladı. Onun asıl hedefi, kendini anlamak ve insan doğasını bireysel deneyim üzerinden sorgulamaktı. Ünlü sözüyle ifade ederse: “Ben kitabımın konusuyum.”
Denemeler, Montaigne ile birlikte “deneme” türünün bağımsız bir edebi ve felsefi form olarak ortaya çıkmasını sağladı. Metinlerinde ahlak, ölüm, korku, dostluk, eğitim, siyaset, din, alışkanlıklar ve gündelik yaşam gibi çok geniş bir yelpazede düşünceler yer alır. Ancak bu düşünceler kesin yargılar hâlinde sunulmaz; tereddüt, çelişki ve değişkenlik Montaigne’nin yazısının doğal parçasıdır. Şüphecilik onun düşüncesinin merkezinde yer alır. “Ne biliyorum?” (Que sais-je?) sorusu, Montaigne felsefesinin özeti gibidir.
Montaigne, insan aklının sınırlarının farkındadır. Mutlak doğrulara, katı ideolojilere ve dogmatik inançlara mesafeli durur. Ona göre insan, kusurlu ve değişkendir; bu nedenle kendini tanımak, dünyayı tanımanın da anahtarıdır. Antik filozoflardan, özellikle Stoacılardan ve Septiklerden yoğun biçimde etkilenmiştir; ancak bu etkileri birebir aktarmak yerine, kendi deneyimiyle harmanlar.
Siyasi ve toplumsal olaylardan tamamen kopuk değildir. Fransa’daki Din Savaşları’nın yarattığı yıkımı yakından gözlemlemiş, hoşgörü ve ölçülülüğü savunmuştur. 1581–1585 yılları arasında Bordeaux Belediye Başkanlığı görevini üstlenmiş, uzlaştırıcı bir yönetim anlayışı sergilemiştir. Aynı dönemde Avrupa’yı kapsayan uzun bir seyahate çıkmış, bu yolculuk sırasında gözlemlerini günlük hâlinde kaydetmiştir.
Montaigne, 1592 yılında şatosunda hayatını kaybetti. Ölümünden sonra Denemeler, Avrupa düşünce tarihinin temel metinlerinden biri hâline geldi. Descartes’tan Pascal’a, Nietzsche’den modern edebiyata kadar pek çok düşünür ve yazar üzerinde etkili oldu. Bugün Montaigne, bireyi merkeze alan yaklaşımı, samimi dili ve düşünsel cesaretiyle modern insanın hâlâ kendini bulabildiği nadir klasiklerden biri olarak okunmaya devam etmektedir.








