top of page

Piyano Tarlası'ndan Öyküler

Güncelleme tarihi: 22 Şub 2023

Çok acı günler yaşadığımız şu günlerde deyim yerindeyse sessiz sedasız bir konuşma yapıyoruz yazar, şair ve eğitimci Özlem Güzelharcan ile. Sorular Maraş depremleri öncesine ait gibi dursa da sorunlar, yani ülkemizin yapısal insani ve idari sorunları hiç değişmez ve sonsuz gibi duruyor öte yandan. Sanat ve edebiyat çok iyi biliriz ki acıya en yakın tepki, anlama ve onunla yaşama yoludur insanoğlunun. Edebiyat anayasaları da kanunları da tarihi de acının kalemiyle yazar: O ki tek unutmayandır iyilikleri ve kötülükleri. O yüzden canımız yanarken söylediklerimiz ve anladıklarımız asla yalan söylemez.



. Az önceki girişi ilk soruma da ekleyerek söyleşiyi başlatıyorum: Ve 3. kitap Özlem Güzelharcan. Sanırım epey bekledi yayınevi mutfağında dosyan ama iyi sabrettin, teşekkür ederim. Biraz da demlendi aslında, dosya değişmedi ama acaba en düşünülmüş kitabın mı oldu bu?


Ben de iyi sabrettiğimi düşünüyorum gerçekten, öğrencilerim de sabırlı biri olduğumu söyler durur zaten?? Evet, demlendi. Şimdiye kadarki en düşünülmüş kitabım olduğu konusunda hemfikiriz.


.. Edirne'de yaşıyorsun. Biz de yayınevini pandemik gezginliğe ayak uydurup az güneye yönelttik. Yani "taşral seyahat". Ve sen daha Edirne'de olacaksın gibi duruyor. Nedir taşral yazar olmak?


Kendimi rahat ve huzurlu hissettiğim yerde yaşamak güzel. Ben eski bir İstanbul aşığıyım. İlk şiir kitabım Naylon Sözler'in büyük bir kısmında İstanbul ağırlığı vardır mesela. Ama aslında kendimi her yere, her ülkeye, her şehre ait hisseden biriyim. Edirne benim güvenli limanım, ayaklarımın altındaki toprak, ama ellerim gökyüzünde, ruhum dünyanın her bir köşesinde. Hem fiziksel hem de ruhsal anlamda Gezgin olmayı seviyorum, eve, taşraya dönüşleri de çok seviyorum.

Bu bağlamda taşral yazar olmak kulağa kötü gelmiyor gibi, ne dersin?


... Ben de seneler sonra taşradayım. "Taşral seyahat"i ismen de ruhen de burda keşfettim diyebilirim. Bu bir övgü tabii ki, taşrayı nefeslenip dünyayı da gezip bilenlere. Sömestr tatilinde kutsal topraklardaydın. Döndün ve az kuzeyde büyük bir felaket. Bunlar seni nasıl etkiledi? Ortadoğulu bir yazar olmak mı şimdi yeni mesele sence?


Ara tatilde İsrail ve Filistin'e gittim. Müthiş bir deneyimdi. Uzun zamandır bir rota için bu kadar heyecanlandığımı anımsamıyorum. Hala bu geziyi sindirebilmiş değilim zira dönüşte deprem felaketi oldu dediğin gibi. Her şey allak bullak zihnimde. Ortadoğu çok ilginç bir coğrafya. Kederi, acısı da bol, şifası ve güzelliği de. Çok etkileniyorum böyle yerlerden ben. Sıradan, alışılmış olmayan, heyecanlı topraklardan yani. Türkiye de bu açıdan baktığımızda çok fazla Ortadoğu enerjisi veriyor zaman zaman. Filistin'de Beytüllahim şehrinde mülteci kampında, Filistinli bir ailenin evinde kaldım ve ben şehirden ayrılıp Kudüs'e geri döndükten tam 24 saat sonra kaldığım sokakta bir çocuğun öldürüldüğünü öğrendim. Sadece beş günde ömür boyu unutamayacağı şeyleri deneyimleyip hissedebiliyor insan. Umarım bu gezi kurgu çalışmalarıma da iyi gelecek.

Bu arada araya özel de bir not sıkıştırmak isterim; neredeyse Etgar Keret ile Tel Aviv'de buluşup kahvaltı ediyorduk, olmadı son anda. Olsaydı, bu gezim tam anlamıyla büyülü bir yolculuk olacaktı.


.... Neden olmadı bu kulağa çok hoş gelen görüşme merak ettim şimdi?


Öğrencilerimle onun bir öyküsünü ders olarak işlerken Kudüs seyahatim dolayısıyla hem bu çalışmayı hem de gezimi haber verdim bu çok sevdiğim yazara. Bu vesileyle iletişim kurduk, randevulaştık da, fakat ondan beklediğim teyit zamanında gelmeyince görüşemedik elbette. Bir sonraki sefere umutluyum.


..... Ben de bunu yürekten diliyorum. Deprem biliyorsun eşit derecede olmasa da Suriye topraklarında da bir afet olarak kendini gösterdi. Eminim Keret de bundan büyük üzüntü duymuştur bir komşusu olarak. Büyük sosyal felaketlerin karşısında doğrudan yollarla sanatın kültürün yapabilecekleri ortada. Kanımca sanat en genel anlamıyla bir şey yapamaz ama olmak'ları en çok etkileyen -az da zaman isteyen- bir süreç hazırlar insana. Senin görüşlerin nedir sanat, insan, dünya ve gelecek konusunda?


Sanat hayatı, tüm bu kargaşayı, hüznü, sıkıcı ve yıkıcı gerçekliği katlanabilir kılan şeyin ta kendisi. İnsan var olduğu sürece elbette sanat da olacak, sürekli biçim değiştirecek, evrilecek. Her türlüsü kutsal ve güzel sanatın. Herkesin içindeki yaratıcılığı ortaya çıkarabileceği ve kendi biricikliğini başkalarına gösterebileceği bir dünyada yaşamayı diliyorum. O zaman şimdi yaşadığımız tüm bu acıların hafifleyeceğine inancım sonsuz.


...... Son sorum: Piyano Tarlası'nın tüm öyküleri olmasa da hatırı sayılır ağırlık ve içerikte olanlarından hele ki bugünlerde bize fısıldanan şu gibi sanki: nerden gelirse gelsin, alayından okulundan vahyinden kendi içinden dışında kültürsüz olmaz! Öyle mi gerçekten? Başka ne eksiklerimiz var?


Doğru, kültürsüz olmaz! İçe dönmeden de olmaz. Tüm bu koşuşturmacayı, telaşı arada sırada bile olsa kenara koyup içimize dönmeli, kendimizi dinleyip keşfedebilmeliyiz. Bu hayata onu deneyimlemek, onun içinde kendi yolumuzu bulabilmek, kendimizi keşfedebilmek için geldik. Hayatı kendimize dar etmeyelim. Bu tavsiyeyi bir yengeç burcu olarak da en çok kendime vermiş olayım??


....... Ve de sözü... Ben bu güzel tavsiyenin bir söz olarak da takipçisi olacağım ve kurumsal olarak da tüm Kafekültür mecrası olarak hep yanında olacağız. Seni yeniden kutluyorum üçüncü kitabın için. Mutluluk verici başarıların da hep yanında olması dileğiyle sevgili Yengeç!.. :-)



YAZARIN BÜTÜN KİTAPLARI















60 görüntüleme0 yorum

Comments


bottom of page