top of page

Temmuz Konuşmaları #2 Cholmondeley Hanımları

Cholmondeley kardeşler ve kundaklanmış bebekleri. Ressam Anonim.1600-1610
Cholmondeley kardeşler ve kundaklanmış bebekleri. Ressam Anonim.1600-1610

TEMMUZ KONUŞMALARI #2


Dört Temmuz doğumlu yazarımız Semra Topal, Temmuz Konuşmaları'nın bu haftasında, İBB Küçüksu Çayırı'nda geçen bir yaz gününden hareketle, yolu İngiliz resim tarihinin en gizemli tablolarından biri olan The Cholmondeley Ladies'e uzanan bir anlatıyla konuğumuz oluyor.

İyi okumalar.



Her  fırsatta  doğma  büyüme  Beykozlu olduğunu  söyleyen  birinden  duymuştuk  bu  İBB  Küçüksu  Çayırı’nı, biz  de  yılın  ilak  pikniğini  burada  yapacakmışız  meğer, hava  da  güzel, gönlünden  kopan  ipek  şallar  yolluyor  sanki. Aramızda  daha  hiç  kimse  darlanmıyor  Küçüksu  Çayırı’nda. Arkadaşlarım  her  yıl  piknik  takımlarını  yeniliyor; zaten  çok  pahalı  şeyler  değil, kirlenince  atıyorsun, saklama  kaplarında  sıradan  ama  sağlıklı  yiyeceklerimiz  var, tek  eksiğimiz  çay, termosla  çay  getirmeyi  unutmuşuz, yanımıza  yabancı  bir  kadın  sokulup,  çayınız  var  mı  deyince, doğrudan  bizden  çay  isteyince  içim  daralıyor… Kafa  yorgunluğundan  ve  kendimi  bir  an  evvel  evden  atmak  isteğimden  olacak  pikniği  piknik  yapan  asıl  değeri  unutmuşum. Arkadaşlara  gelince  onlar  soğuk  çay  falan  içiyorlar. Temmuzun  bu  güzel  gününde  teklifsizce  yanımıza  sokulan  kadınsa  (muhtemelen  o  da  doğma  büyüme  Beykozlu) aslında  nane  satmaya  çalışıyor… Fiyatını  söylemiyor  elinde  tuttuğu  bir  paket  nanenin… Yeşil  nane.


Vakit  geçiyor; uyuyoruz, evet  uyuyoruz, He…’nin  renk  renk  iplikleri, örgüleri, De…’nin  makyaj  çantası, obsesyonlu  kişiler. Naneli  kadın  hayalet  gibi  arada  bir  ortaya  çıkıyor. Vakit  geçiyor, uykunun  esiriyiz, çınarların, selvilerin, salkımsöğütlerin  aralarından  Cholmondeley  Hanımları’nı  anmak  kadar  tuhaf  bir  şey  olamaz. Evet  gidip  Tate’de  görün  onları. Britanya’nın  en  bilinen  yağlı  boya  resmi, 17. yüzyıl  başlarına  ait  (1600-1610) bembeyaz  porseleni  andıran  elbiseleriyle  yan  yana  oturan  iki  kadını, gene  neredeyse  birbirinin  aynı  kırmızı  vaftiz  kundaklarına  sarılı  kucaklarındaki  bebekleriyle  tasvir  edilen  bu  anonim  eseri  mümkünse  gidip  Tate’deki  evlerinde görün. The  Cholmondeley  Ladies  adlı  eserin  kolektif  bir  yaratım  mı, zorunlu  bir  anonimlik  mi, estetik  bir  tercih  mi, yoksa  ressamın-ressamların  bir  oyunu  mu  olduğu  bilinemiyor. Sanat  tarihçileri  uğraşadursunlar  bu  gizemle, her  yeni  teoriyle  bizleri  şaşkınlıktan  şaşkınlığa sürükleyebilirler  şüphesiz. Ama  tablonun  kendisi  kadar  hiçbir  şey  sarsıcı  olamaz. Evet  bu  tablonun  üstüne  yapılan  spekülasyonlar  tablonun  kendisinin  gücünü  aşamaz. Kadınların  kucaklarındaki  bebekler, Tudor  ve  Jacobean  dönemi  sıkı  kundaklama  (swaddling) metoduyla  kundaklanmıştır; bu  stilde  bebeğin  kolları  gövdesine  yapışık, bacakları  tamamen  dümdüz  uzatılmış  pozisyonda  kundağın  içine  kilitlenirdi. Bebek  nerdeyse  bir  mumya  gibi  görünürdü. Bu  bebeklerin  sıradan  beyaz  keten  kundakları  yoktur, son  derece  görkemli, altın  işlemeli  kırmızı  kundaklara  sarılıdırlar. Kırmızı  vaftiz  kundağı  (bearing  cloth)  ailenin  soyluluğunu  ve  zenginliğini  gösterir. The  Cholmondeley  Ladies  tablosunda  kadınların  yüzleri  dönemin  aristokrat  modasına  uygun  olarak  “Venedik  üstübeci”  denilen  kurşun  içeren  beyaz  makyaj  nedeniyle  porselen  gibi  bembeyazdır. Zamanla  saç  dökülmesine, dişlerin  çürümesine, depresyona ve  kurşun  zehirlenmesine  yol  açan  kadınların  vazgeçmediği  ölümcül  makyajdır bu. Bu  aşırı  beyazlığın  üstünde  dudakları  keskin  kırmızı  iplikle  boyanmış  gibidir. O  dönemde  bir  kadının  toplumdaki  tek  gücü, evlilik  yoluyla  elde  ettiği  statüydü. Soylu  bir  kadının  tarlada  çalışan  köylüler  gibi  güneşten  yanmış, lekeli  bir  cilde  sahip  olması  sosyal  bir  intihardı. Bu  gizemli  tablonun  sol  alt  köşesinde  bir  kitabe  var. Bu  yazıda, “Aynı  gün  doğan, aynı  gün  evlenen  ve  aynı  gün  doğum  yapan  ve  yatağa  getirilen  Cholmondeley  Ailesi’nden  iki  hanımefendi” deniyor. Demek  ki  buradaki  aşırı  şıklık  doğum  sonrası  lohusa  odasına  geçişi  değil, “edebi  istirahatlerine  çekildiler”  anlamına  gelen  ‘Brought  to  Bed’ le  bu  kadınların  aynı  gün  doğduğu, aynı  gün  evlendiği, aynı  gün  doğum  yaptıkları  ve  aynı  gün  toprağa  verildiklerini  temsil  ediyor. Bu  tablo  bir  doğum  kutlaması  değil, trajik  bir  şekilde  doğumda  ölen  iki  anne  için  yapılmış  bir  “anma  portresi”dir. Yani  aile  makberi.                   

Kadınlar  ilk  bakışta  tek  yumurta  ikizi  gibi  görünseler  de, dikkatli  incelendiğinde  göz  renklerinin  ve  kıyafet  detaylarının  farklı  olduğu  anlaşılır. Bu  durum  onların  ikiz  değil, muhtemelen  kızkardeş  veya  elti  olabileceği  tartışmalarını  doğurmuştur. Sanat  tarihçilerine  göre  tablodaki  bu  kişiler  Sir  Hugh  ve  Lady  Mary  Cholmondeley’nin  kızlarını  ya  da  yeğenlerini  temsil  ediyor  olabilirler… Bunların  ikiz  oldukları varsayımını  destekleyecek  veya  çürütecek  hiçbir  şey  yok, Cholmondeley  ailesine  evlenmiş  olabilirler  aynı  doğum  gününü  paylaşmaları  tesadüf  olabilir  mi?... Kadınların  yakalarındaki  dantel  işlemeleri  (punto  in  aria) taktıkları  kolye  uçları  (biri  kalp, diğeri  gül şeklinde) küçük  ama  önemli  detaylardır. Bu  tablodaki  en  önemli  detay  belki  de  göz  rengidir. Göz  rengi  hanedanlık  ve  soy  çizgisi  açısından  bir  mesajdır. Ressam  burada  her  annenin  genetik  mirasını  kendi  “öz”  çocuğuna  eksiksiz  aktardığını  görsel  bir  mühür  gibi  anne-çocuk  göz  renkleriyle  vurgular. Göz  rengi  çok  açık  biçimde  genetik  devamlılık  mesajını  taşır. Soldaki  anne  ve  bebek  mavi-yeşil, sağdaki  anne  ve  bebek  kahverengi  gözlüdür… Tablodaki  kadınlar  adeta  doğum  sancılarını  yeni  atlatmış  lohusalık  döneminde  yatakta  tebrikleri  kabul  eden  taze  anneler  gibi  dimdik  ve  törensel  otururlar. Bu  durum, bir  kadının  doğum  sonrasındaki  en  görkemli  ve  ‘korunması  gereken’ dönemini  simgeler. Kadınların  yatakta  ellerini  tutuş  biçimleri  ve  parmaklarındaki  o  gergin, simetrik  duruş  adeta  lohusalık  ve  doğum  anının  o  fiziksel  yükünü  hâlâ  taşıdıklarını  gösterir. 1600’lü  yıllarda  İngiltere’de  lohusa  humması  ve  doğum  kanamaları  nedeniyle  kadın  ölümleri  korkunç  düzeydeydi. Soylu  aileler  doğumda  kaybettikleri  eşleri  ve  çocukları  için  kiliselere  taştan  lahit  anıtlar  “tomb  effigies”  yaptırırlardı. Bu  anıtlarda  ölen  kişiler  yan  yana, en  şık  kıyafetleriyle, elleri  göğüslerinde  dümdüz  ve kaskatı  yatarken  yansıtılırdı. The  Cholmondeley  Ladies  tablosunun  kompozisyonu, o  dönem  kiliselerindeki  mermer  mezar  kasvetiyle  birebir  aynı  donukluğa  ve  kaskatılığa  sahiptir. Kadınların  lohusa  yataklarında  bu  kadar  ağır  ve  boğazı  sıkan  dantel  yakalarla  (ruff), incilerle  ve  diğer  kadife  elbiselerle  oturması  gerçekçi değildir. Buradaki  aşırı  şıklık  “edebi  istirahatin” asaletini  temsil  eder. Baktığımız  şey  kısaca  bir  aile  makberidir…


İBB  Küçüksu  Çayırı’nda  kuru  nanesini  hâlâ  satamamış  olan  kadın, ağaçların  arasından  tekrar  bizimle  bir  sohbetin  perdesini  aralamaya  çalışıyor, bir  bardak  çay  bulamadığını  söylüyor. Öyle  demesin. Küçüksu  Çayırı’ndaki  yan  piknikçi  komşularımız, sekiz  dokuz  kadın  ve  ergen  çocuklarıyla   portatif  kamp  sandalyelerini  ve  masalarını  kurmuş  bir  grup (bizim  gibi  yere  yayılacak  değiller  herhalde) sanırsın  ki  bir  marketi  taşımışlar. Yanlarında  yok  yok… Nane  satan  kadın  ayıp  olmasın  diye  onlardan  çay  isteyememiş, ama  bu  topluluktan  bir  hanım,  grup  adına  cüzdanından  çıkardığı  birkaç  kuruşu  bu  kadının   eline  tutuşturmuş. Peki  bu  ‘pazarcı’  kadının  neden  çantası  yok  diye  bir  soru  takılıyor  kafama, elinde, avucunda, omzunda, boynunda  bir  çantası  olmaz  mı  insanın. Hayret  bir  şey…

 

Mari Foneçka
TRY 400.00
Satın Al

Salta Dur
TRY 600.00
Satın Al
KirliHanımlar
TRY 400.00
Satın Al
Kürklü Gece
TRY 300.00
Satın Al
Gece Gülüşü
TRY 300.00
Satın Al
Fagin
TRY 300.00
Satın Al
Sevgi S.nin Gülüşü
TRY 175.00
Satın Al

 
 
 

Yorumlar


bottom of page