top of page

4-5 Şiddetinde İki Sayı Birden: TİTANİK Editörü EMİNE EBRU ile acil bir söyleşi


Gerek ismi gerekse içeriğiyle TİTANİK dergisi çok ilgimizi çekmişti. İkinci sayısından sonra (T3, çünkü T1 hiç olmadı 2. sayısından başladı T.) bir durgunluk çökmüşken, acaba mı derken 4 ve 5. sayılar peş peşe geldi. Bu durumu ve genel gidişatı merak edip "mikrofonu" editörüne hemen uzattık.


İki kere hoş geldin TİTANİK. Şüphedeyim, bu bir Ankara dergisi mi? Titanik Ç.?


Aslında değil. Ankara’da yaşadığım için böyle yakıştıranlar oluyor. Çevremde bu işlere gönül vermiş yetenekli insanlara kapı açınca da bir Ankara dergisi olarak duyulması kaçınılmaz oldu. Hâlbuki Türkiye’nin her yerinden ve yurtdışından müthiş bir çeşitliliğimiz var. Ankara’da deniz vardı da Titanik mi gelmedi geyiğine mahkûm etmeyeyim şimdi okurları. Behzat Ç.den rol çalmak ise en son yapacağımız şey olur. Şaka bir yana Ankara’nın kültür-sanat kokan o havasını yansıtabiliyorsak ne mutlu.


Uzun zamandır Ankara’dasın, orada edebiyat kültür, sanat hayatı nasıl?


Ankara herkesçe bilindiği üzere bir memur şehri, aynı zamanda üniversitelerin ve öğrencilerin olduğu bir yer. Kültürel mirasıyla, çok sayıda medeniyete ev sahipliği yapmış bu şehirde günümüzde gençlerin ilgisini çekecek kültür, sanat, edebiyat faaliyetlerini görebiliyoruz. İlgilisine, meraklısına göre seçenekler var. Ama yeter mi? Elbette yetmez, yetmeyecek. Çünkü bir sahilimiz yok, gelip geçen gemilerimiz, marinamız yok, denizden esen yelimiz yok, grilik ve sıkıcılık bu kentin bünyesine işlemiş. İlhamını denizden alan olağanüstü sanatçılara rakip olma niyetinde değiliz. İnzivaya çekilenlerin, kendine ait bir odada çalışmak isteyenlerin, akademik kariyer yapacakların yeridir burası. Burada çalışılır, mutfağı gibidir sanatın. İstanbul ise bu işlerin piyasasıdır. Meşgul olacak başka şeyler olmayınca dar alanlarda, ufacık mekânlarda kafa yorup hayata geçirmeye çalışırız.

Aslına bakacak olursak kültür- sanat ve iş hayatının bile bu şekilde yapılabileceğini pandemi kapanmalarında gördük. Aklınıza gelebilecek her şeyi evden yaptık. Eve kapanma ve ev odaklı yaşamanın ne olduğunu anladık. Güzel şeylere imza attık. Bulunduğumuz en zor koşullarda bile yaratıcılığımızı köreltmedik.

Lafı şuraya getirmek istiyorum; İstanbul evin keyifle oturduğun salonu ise, Ankara mutfağıdır.


Titanik’i çıkarmaya seni iten koşullar ve düşünceler neydi?


Titanik öncelikle yayıncı projesiydi üzerime yakıştırılan. Üzerime oldurmaya çalıştım fakat yakıştı mı orasını bilemiyorum. Kitap yazmakla hiç alakası olmadığını söylemek isterim. Dergiye yazı gönderen yazarların sorumluluğu üzerinde oluyor, mahcup olmamak adına daha fazla çalışma ve özveri istiyor. Her kafadan ses çıkıyor, o kadar çeşitlilik içinde hangisinin doğru olduğuna karar vermen gerekiyor. Benim için bir okuldu Titanik dergisi. Bunu da öğrenmem ve üstesinden gelmem gerekiyordu. Hala onun ağırlığı var üzerimde. Keyifli mi? Evet hem de çok. Zor mu? Hem de nasıl zor.


İstanbul hazır mı bu batış oluşumuna?


İstanbul’u hiç ayrı tutmadık ki! Batarsak beraber, çıkarsak beraber. İstanbul, dümeni tutandır, bize yol gösterendir, bizler ise gemi batmasın diye çabalayanlarız. Yine de son sözü kaptan söyleyecektir. Gemiyi son terk eden de o olacaktır.


Daha neler yapmayı düşünüyorsun dergi ve dergilerinde?


Yaptıklarım yapacaklarımın teminatıdır desem de yapamadığım, içimde kalan, yara olan, hayal ettiğim o kadar çok şey var ki…

En çok gezi bölümü istiyordum, sayende bu sayımızda o da oldu. Sinema bölümü de eli kulağındadır. Gençlere kulak verdik filika bölümüyle, yol gösterdik, imkân yarattık. Her yaştan, her meslekten yazarlarımız renk kattılar, her birinin düşüncelerini dinledik. İlk kez deşifre yaptım mesela. Talihsiz şeyler de yaşadık, acısıyla tatlısıyla dört sayı tamamladık. Ellerim heyecandan titreyerek düzenlemeler yaptım, gözyaşlarımı akıta akıta giriş yazısı yazdım. Dergi basıma girip de bana ulaşana kadar olan süreyi soluksuz bekledim. Eleştirildim, takdir edildim, iyi-kötü dönüşler aldım. Bunları değerlendirerek yola devam etmeyi düşünüyorum. Gemi yola çıktı bir kere.

Bu yolda benimle olanlara sonsuz teşekkürler…


Biz teşekkür ediyoruz. Yine yeni söyleşmelerde görüşmek üzere.


Kafelog Editör








59 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comentarios


bottom of page